• Kategorilerim

  • Kategori yok
  • Bağlantılarım

CAHİD ZARİFOĞLU

30/8/2007 ·

? SORU İŞARETLERİNDEN BİRİ  

 

Zulumdur dinlenen başlarsa eğilmiş

Gömleğin üzerine kadar çıkmış kalbteki kara leke

Dikilsen dağların ötesini tutar elin

Bir iki tank çer çöp olmuş gözüne perde

Petrol ya da banker sellerinde boğuluyorsun

Külçe külçe dolar ya da sefalet secden olacak yerde

O eski kadim iklim kimbilir nerde sürer

Perişan birkaç evde kimbilir veliler dilinde

Oturup konuşalım şunu. Bulsun kelimem kelimeni

Eğer uyku daha aziz esirlik daha ehven değilse

Bir deli akıl çırpınıyor aramızda

Rızık korkusu can korkusu baş mesele

Çıplan dünyadan çıplan ve gövdenden

O büyülü çiçekleri yol arın bir kere

Başını eğmiş zalimleri dinlersin

Dersin 'lokmam ellerinde'

Filistin bir sınav kağıdı

Her mü'min kulun önünde

De gerçeği yaz: Hakikat şehitliğe koşmaktır

De isyan çağır yolun açılır cennet köşelerine

ŞEHİD HAMZAT GELAYEV

13/8/2007 ·

 

  Unutulamayan Kahraman Hamzat Gelayev
 Hamzat Gelayev Çeçen cihadının efsane komutanlarından birisidir. Çarlık döneminden günümüze kadar Rus tahakkümünü kabul etmeyen kahraman Çeçen halkının direnişi oluşturan önemli ailelerinden Guhoy ailesine mensuptur.

Gelayev birinci Çeçen cihadının ilk günlerinden itibaren şehid oluncaya kadar direniş silahını elinden bırakmamıştır. Kendi ailesine mensup olan ve çevre bölgelerden gelen gençleri organize etmiş ve eğitmiştir. Bu şekilde direnişine çok büyük katkılar sağlamıştır.

Pankisi vadisinde bulunan eğitim kampının sorumlularından olan Gelayev burada binlerce Çeçen gencini eğitip özgürlük savaşınınsaflarına dahil etti. Kampın Rusya tarafından bombalanmasının ardından Çeçenistan'a dönerek sıcak savaşın içerisinde yer aldı. Cahar Dudayev zamanında 'Üstün Hizmet' madalyası kendisine layık görüldü.

Gelayev, heybetli duruşu, savaş konusundaki üstün zekası ve cesareti ile Çeçen halkı arasında adeta bir efsaneydi. Bir çok başarılı operasyon gerçekleştiren Galayev Rus birliklerine çok ağır kayıplar verdirdi.

Gelayev 28 Şubat 2004'te Rus askerleri ile girdiği bir çatışmada şehid düştü. Hamzat Gelayev şehid oldu. Ama onun mücadelesi ve bıraktığı miras hala Çeçenistan dağlarında yankılanmakta. Yetiştirdiği bir çok genç mücahid şimdi cihad saflarında üst rütbelerde hizmet verirken bir çok öğrencisi hem halk arasında hem makinalı silahlar başında bağımsızlık mücadelesinin bir eri olarak öğretmenlerine layık olmaya çalışmaktadırlar.

Çeçenistan; Cahar Dudayev Arslan Maşadov, Abdulhalim Sadullayev, Şamil Basayev ve Hamzat Gelayev gibi nice yiğitlere şahitlik etmiş büyük bir destanın coğrafyasıdır. Hamzat ve diğerleri görevlerini tamamlayıp verdikleri söze sadık kalarak rablerine iltica etiler.

Onların açtığı bu kutlu yolda yürüyen Müslümanlar, kendilerine emanet edilen sancağı devralmış ve zafere doğru adım adım ilerlemektedirler.

Ne mutlu onların yollarından yürüyenlere... Selam olsun sana Şehid Gelayev!

Seni Unutursam Ey Kudüs

4/6/2007 ·

                 

“Kudüs, ey Kudüs

Seni unutursam ey Kudüs

Sağ elim hünerini unutsun!

Eğer seni anmazsam

Eğer Kudüs’ü bas sevincimden üstün tutmazsam

Dilim damağıma yapışsın”

Ey Kudüs! Peygamberleri öldüren ve kendisine gönderilenleri taşlayan sen! Tavuk yavrularını kanatları altına nasıl topluyorsa, ben de senin çocuklarını kaç kere toplamak istedim.” (Hz. Isa. Matta 37)

“Ey Kudüs! Allah’ın seçtiği toprak ve onun kullarının vatanı! Senin duvarlarından dünya, dünya oldu. Ey Kudüs! Sana doğru inen çiğ taneleri bütün hastalıklara şifa getiriyor. Çünkü geldiği yer, Cennetin bahçeleri.” (Hz. Muhammed. Hadis, Kütübüs-Sitte)


Ve sen ey Kudüs, ey Gazze, ey Ramallah! Yıllardır ırzı kirletilen kutsal topraklar! Topraklarımız…

Bugün çocuklarına sahip çıkmıyorsun. Babaları kanatlarının altında korumuyorsun.

Semaların ölüm kusuyor. Yerin bedenlerimizi yutuyor. Ey Gazze! Semalarından ölüm kusan roketleri, namluları kullanan lanetli kavmin çocuklarının, burada, benim semamda, benim toprağımda, benim muharip gemilerimde talim gördüğünü biliyor musun?

Ve sen ey Ramallah! Bağrına çocuk bedenleri düşüren helikopteri, uçağı kullanan pilotun, kardeşin olan Konya semalarında talim yaptığını biliyor musun?

Ve sen ey Kudüs, kirli ayağıyla toprağını çiğneyen lanetli kavmin askerlerinin Antalya’da, Toroslar’da, Akdeniz’de benim gemilerimin güvertesinde tatbikat yaptığını biliyor musun?

Ve sen Filistinli Ebu Iyad, Ebu Sayyaf, Muhammed, Abbas! Bağrına saplanan kurşunun parasının başka bir Müslüman memleketten sağlandığını biliyor musun?

 

Ecel kuşu gibi üzerinizde uçuşan İsrail deniz kuvvetlerinin helikopterlerinin hain-i Kebir Haşimi hanedanı işgali altındaki Akabe Körfezi’nden kalktığını biliyor musunuz?

Ve siz Çevik Efendi! Ahmet İsmail efendiler! Vicdaniniz rahat mı? İsrail askerlerinin kursun yağmuruna tuttuğu 12 yaşındaki çocuk ile babasının öldürülüşünü seyrederken ne düşündünüz?

İçinizden bir şey koptu mu? O görüntüleri izlerken karınızın, çocuklarınızın yüzüne bakabildiniz mi? Sokağa çıkıp arkadaşlarınızın yüzüne nasıl baktınız? Öldürülen Muhammed’in yaşıtlarının sokakta top oynadığını gördüğünüzde neler hissettiniz?

“Rabbimiz! İçimizdeki ahmaklar yüzünden bizi helâk mi edeceksin?”

Kudüs, ey Kudüs! Eğer seni unutursam, bağrıma kan kusan lanetli kavmin kursunu saplansın. Eğer seni en sevdiklerimden daha üstün tutmazsam, en sevdiklerimin acısı ile yüreğim dağlansın!

 

 

demokrasi dediğin nedir ki !

4/6/2007 ·

 

Eflâtun'un tâbiriyle; "demokrasi, şarlatanlar düzenidir." Demokrasinin babası sayılan Jan Jack Rousseau da benzer bir şey diyor: Demokrasiyi uzun uzun anlattıktan sonra; "Emil" adlı kitabında "doğrusunu söylemek lâzımsa" diyor, "insanlar kendi kendilerine kanun yapamazlar. Bize kanunlar verecek ilâh lâzım."

 

 Demokrasi ;

Davul tutanları seçme işidir; tokmakları değil!

Egemen güçler tarafından kuralları belirlenmiş oyundur; oyun kurallarını belirleme işi değil!

Demokrasi, kitabına uydurma rejimidir; Kitab'a uyma değil!

Demokrasi ile disiplini esas alan rejimler arasındaki fark, önemsizdir.      

                   Din kurumlarının bağımsız olmadığı düzen nasıl demokrat olabilir?

 

Halk idaresi diye, halkın inancına, yaşayış ve ahlâkına saldıran düzenin adıdır bu ülkede demokrasi. Başta Kemalizm ve onun ilkeleri olmak üzere, laiklik vb. tabuların bulunduğu düzen, nasıl halkın yönetimi olabilir? Demokrasilerde egemenlik kayıtsız şartsız paranındır, medyanındır, derin devletindir; ama halkın değildir. Halk, rüzgâr ne yönden esiyorsa onun gücüyle savrulan yaprak gibidir. Ulusal ve uluslararası istihbârât örgütleri, kartel ve holding patronları, siyonizm, ağalar, şeyhler, hizmet adı altında devlet rüşvetleri, reklâm, aldatmaya dayalı propaganda, seçim kanunu vb. adla seçim hile ve aldatmacaları, büyük partilerin devlet yardımı vb. yollarla avantajları... bütün bunların halkı yönlendirmediğini kim iddia edebilir? Öyleyse, gerçekten halk mı yönetiyor halkı?

sayısını kimsenin bilmediği gizli padişahlar bulunan bir anlayış mıdır halkın istediği yönetim? Câhiliyye dönemindeki müşrikler de demokrattı. Mekke'de de demokrasi vardı: İsteyen istediği putu serbestçe seçebiliyor, kimse karışmıyordu. Aynı özgürlük çağdaş câhiliyyede de vardır: Zulümlerden zulüm beğenebilir, tâğutlardan bir tâğut seçebilir

 

      "İyi hükümetler arasında demokrasi en kötüsü, fakat kötülerin en iyisidir." (Aristoteles)

      

özgürlük

4/6/2007 ·

                              Özgürlük: islamı hakkıyla yaşamaktır. 
                        Özgürlük: nefsine zulmetmemektir. 
                        Özgürlük: zalime karşı hakkı haykırmaktır
                        Özgürlük: gaflet uykusundan uyandığın vakittir.
    ve Özgür olduğun gün: mahşer günü ALLAH'ın huzurunda beraat ettiğin gündür…

 

 

« Önceki :: Sonraki »